Mustafa Sarıgül tarafından cinsel saldırıya maruz bırakıldığı iddia edilen koruması Beşir Ömer Demir, avukatı aracılığıyla kamuoyuna açıklama yaptı. Sarıgül'ün kullandığı "Evladımızdır" ifadesine tepki gösteren avukat Mirkan Günay Topcu, müvekkilinin uzun yıllar Sarıgül'ün istismarına maruz kaldığını belirtti. Topcu'nun açıklamasında şu ifadeler yer aldı: "Son haftalarda Beşir Ömer Demir hakkında basın ve sosyal medya platformlarında yayımlanan içerikler nedeniyle, müvekkilimizin kişilik haklarıyla insan onurunu korumak ve kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla açıklama yapma zorunluluğu ortaya çıkmıştır.
"BABA-EVLAT İLİŞKİSİ DEĞİL, GÜÇ VE BAĞIMLILIK İLİŞKİSİ"
Müvekkilimiz, uzun yıllar yakın korumalığını üstlendiği Mustafa Sarıgül tarafından cinsel saldırı ve istismara maruz bırakıldığını yetkili yargı makamlarına bildirmiştir. Müvekkilimiz, söz konusu dosyada mağdur konumundadır. Kendisinden çok daha güçlü bir siyasi figürün nüfuzu ve baskısı nedeniyle, yıllar boyunca korku içinde sessiz kalmaya zorlanmıştır.
Mustafa Sarıgül'ün müvekkilimiz için kullandığı "evladımızdır" şeklindeki tanımlamayı kesinlikle kabul etmiyoruz. Müvekkilimizin yaşadığı durum bir baba-evlat ilişkisi değil; mağduriyetin temelinde bulunan güç ve bağımlılık ilişkisidir. Müvekkilimizin ifadelerini cezaevine girme korkusuyla verdiği yönündeki iddia da doğru değildir.
Müvekkilimiz herhangi bir suça karışmamış, beyanlarını özgür iradesiyle sunmuştur. Basına yansıyan ve müvekkilimizi yaşanan olayların tarafı ya da aracısı gibi gösteren üçüncü kişilere ait açıklamaları kabul etmiyoruz. Müvekkilimiz, hiç kimsenin mağduriyetinde herhangi bir rol üstlenmemiştir.
Bu açıklamalara ilişkin bütün değerlendirmelerimizi yalnızca yargı makamları önünde yapacağız.
"MÜVEKKİLİMİZ VE AİLESİ, AÇIK BİR TOPLUMSAL LİNÇLE KARŞI KARŞIYADIR"
Müvekkilimiz önce maruz kaldığı istismar nedeniyle, ardından 2024 yılında rızası olmaksızın kaydedilerek yayımlanan görüntüler yüzünden ve bugün de ağır biçimde teşhir edilmesiyle yeniden mağdur edilmektedir. Gizlilik kararı verilen soruşturma dosyasındaki ifadeler kamuoyuna sızdırılmakta, müvekkilimizin en özel yaşamı magazin konusu hâline getirilmekte ve haberlerin önemli bir bölümünde, hatta başka kişilerin gözaltına alınmasına ilişkin haberlerde bile, müvekkilimizin yüzüyle fotoğrafları kullanılmaktadır.
Müvekkilimiz ile ailesi açık bir toplumsal linçle karşı karşıya bırakılmıştır. Cinsel saldırının mağduru kadın da erkek de olabilir; mağdurun erkek olması, yaşadıklarının alay, teşhir veya magazin malzemesi yapılmasını haklı çıkarmaz. Müvekkilimizin fotoğraflarını ya da soruşturma dosyasındaki ifadelerini yayımlayarak onu hedef gösteren gazeteciler, yorumcular ve sosyal medya hesapları başta olmak üzere tüm kişi ve yayın kuruluşlarını, söz konusu paylaşımları derhâl kaldırmaya çağırıyor; aksi durumda ortaya çıkacak hukuki ve cezai sorumlulukları hatırlatıyoruz.
Basın kuruluşlarından, müvekkilimizin yüzünü ve kimliğini ortaya koyan görüntülere yer vermemelerini, yayımlanan içerikleri kaldırmalarını veya müvekkilimizi tanınmayacak şekilde gizlemelerini istiyoruz. Müvekkilimizin maruz kaldığı cinsel saldırı ve istismarla ilgili şikâyet ve davaya katılma hakları saklıdır. Özel hayatın gizliliğini ihlal eden, kişisel verileri hukuka aykırı biçimde paylaşan ve soruşturmanın gizliliğini bozan tüm kişiler hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 134, 136 ve 285.
maddeleri uyarınca suç duyurusunda bulunulacak; ihlal içeren yayınlar için erişim engeli talep edilecek ve maddi-manevi tazminat da dahil olmak üzere bütün hukuki yollara başvurulacaktır.
"SÜRECİN SONUNA KADAR TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ"
Yaşanan olayların hukuki değerlendirmesini bağımsız yargı mercileri yapacaktır. Müvekkilimiz yargıya güvenmekte ve süreci sonuna kadar takip edecektir. Kamuoyundan ve basın kuruluşlarından, bu dosyada en ağır bedeli ödeyen müvekkilimizin insan onuruyla özel yaşamına saygı göstermelerini rica ediyoruz.
Bundan sonraki süreçte müvekkilimiz adına yapılacak tüm açıklamalar yalnızca vekili tarafından gerçekleştirilecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."



